KILMOZ, kilim ile mozaiğin yüzey kurma biçimleri arasındaki yakınlıktan doğan bir sanat ve araştırma pratiğidir. Çalışmanın düşünsel başlangıcı 2024 yılının sonlarına doğru ortaya çıktı. Mozaikle daha önce başlayan kişisel üretim sürecim içerisinde, Anadolu kilimlerinin geometrik yapısı ile tessera esaslı mozaik yüzeyler arasında yalnızca görsel değil, yapısal bir ilişki bulunduğunu fark ettim.
Her iki üretim biçiminde de bütün, küçük birimlerin düzenli biçimde yan yana gelmesiyle oluşur. Kilimde çözgü, atkı ve iplik; mozaikte ise taş ve tessera yüzeyi kurar. Bu ortaklık ilk bakışta yalnızca teknik bir benzerlik gibi görünebilir. Ancak çalışma ilerledikçe, desenin malzeme tarafından nasıl biçimlendirildiği, geometrinin üretim tekniğiyle nasıl değiştiği ve kültürel hafızanın farklı yüzeylerde nasıl yeniden okunabileceği soruları KILMOZ’un temelini oluşturdu.
© İBRAHİM HANÇERKIRAN · KILMOZKILMOZ’un amacı tarihî bir kilimi mekanik biçimde taşa aktarmak değildir. Aynı şekilde Roma mozaiğinin merkezine bir Anadolu motifi yerleştirerek iki geleneği yüzeysel biçimde bir araya getirmek de bu yaklaşımın hedefi değildir. Benim ilgilendiğim konu, iki farklı maddi kültürün kendi karakterlerini kaybetmeden aynı yüzey üzerinde nasıl ilişki kurabileceğidir.
Kilim burada yalnızca bir motif kaynağı değildir. Mozaik de yalnızca bir uygulama tekniği değildir. Her ikisi, KILMOZ’un düşünsel ve fiziksel yapısını belirleyen iki ayrı yüzey dilidir.
Anadolu dokumalarında görülen tekrar, ritim, renk, geometrik düzen ve simgesel motifler; doğal taşın dokusu, tessera ölçüsü ve mozaik yüzeyin fiziksel mantığı içerisinde yeniden değerlendirilir. Koçboynuzu, göz, bereket ya da farklı yöresel geometrik düzenler doğrudan kopyalanmak yerine, ait oldukları görsel hafızaya saygı gösterilerek yeni bir malzeme sisteminde ele alınır.
Bu süreçte doğal taş önemli bir rol oynar. Travertenin gözenekleri, mermerin damarları, bazaltın koyuluğu veya taşların kendi içindeki küçük ton farklılıkları kompozisyonun bir parçası hâline gelir. Dijital bir yüzeyde aynı renk koduna sahip iki alan tamamen aynı olabilir. Doğal taşta ise iki tessera hiçbir zaman birbirinin tam karşılığı değildir. Bu farklılık, KILMOZ’un yüzeyinde malzemenin kendi karakterini görünür kılar.
© İBRAHİM HANÇERKIRAN · KILMOZTessera ölçüsü de tasarımın biçimini doğrudan etkiler. İlk çalışmalarda kullandığım yaklaşık 14 × 14 mm taş birimleri, çizgi ve desen üzerinde belirli sınırlar oluşturur. Eğriler basamaklanabilir, ayrıntılar sadeleşebilir ve bazı biçimler yeniden oranlanmak zorunda kalabilir. Bu teknik sınırlamayı bir eksiklik olarak değil, tasarımın bir parçası olarak görüyorum. Çünkü geleneksel dokumada da geometrinin önemli bir bölümü, malzeme ve üretim tekniğinin kendi şartları içerisinde gelişmiştir.
KILMOZ’un bir başka çalışma alanı, Roma mozaik geleneğinin bordür ve ritim anlayışı ile Anadolu dokuma hafızasının merkezi veya tekrarlı kompozisyonlarını aynı yüzeyde buluşturmaktır. Meander ve guilloche gibi geometrik bordürler, merkezde yer alan Anadolu motifleriyle ilişki kurabilir. Ancak bu, değişmez bir KILMOZ formülü değildir. Her çalışma kendi desenine, taşına ve mekânsal bağlamına göre yeniden ele alınır.
Ben KILMOZ’u yalnızca bağımsız sanat panoları olarak düşünmüyorum. Zemin, duvar, cephe, giriş, kamusal alan veya mimari yüzey üzerinde de uygulanabilecek bir araştırma alanı olarak görüyorum. Özellikle kent belleği, mekân kimliği ve kültürel miras açısından, yerel dokuma geleneklerinin çağdaş mimari yüzeylerde yeniden görünür hâle gelmesi önemli bir potansiyel taşıyor.
KILMOZ’un çıkış noktası ticari değildir. Çalışmayı öncelikle malzeme, desen, zanaat, yüzey ve kültürel hafıza üzerine bir araştırma pratiği olarak görüyorum. Bitmiş eser kadar, kaynak dokumaların belgelenmesi, çizim denemeleri, taş seçimi, tessera ölçeği ve uygulama süreci de bu pratiğin bir parçasıdır.
KILMOZ’u bugün kesin sınırlarla kapatmak istemiyorum. Çünkü çalışma gelişmeye devam ediyor. Şimdilik en sade tanımıyla:
KILMOZ, Anadolu ve daha geniş dokuma kültürlerinin desen, ritim, geometri ve kültürel hafızasını; doğal taş, tessera ve mozaik yüzeyin maddi mantığı aracılığıyla araştıran ve yeniden yorumlayan çağdaş bir sanat pratiğidir.
Birinde yüzey iplikle kuruluyor.
Diğerinde taşla.
KILMOZ ise bu iki yüzeyin birbirine ne söyleyebileceğini araştırıyor.
İBRAHİM HANÇERKIRAN